Perşembe, Mayıs 22, 2008

O penaltıyı Alex kaçırsaydı...

Dev final beklenildiğinin aksine hızlı başladı. İlk 15 dakikalık dilim içinde M.United rakibi Fenerbahçe'ye göre biraz daha istekli bir görüntü çizdi. M.United'da sol çizgi tamamen Cristiano Ronaldo'ya emanet edilirken, Fenerbahçe'de ileri uçta kahramanlık beklenen isim Mateja Kezman'dı. Maçta ilk dakikalarda M.United sıkı savunmasıyla dikkat çekerken, Fenerbahçe alışık olunan futbolunu oynamakta yine kararlıydı. Sarı lacivertlilerde orta saha ve defans oyuncuları Luzhinki Stadyumu'nda aile gibiydi. Kendi yarı sahalarında çember oluşturan Fenerbahçeli futbolcular kademe anlayışından vazçmedi.
Sağ kanatta Brown'un ceza sahası önünden penaltı noktası üzerine açtığı milimetrik ortada sahneye Cristiano Ronaldo çıktı. Futbol dünyasında altın varaklarla şovunu sürdüren yıldız isim Cristiano Ronaldo gelen güzel ortaya bir pivot forvet misali yükseldi ve havada resim çekildikten sonra yaptığı güzel vuruşla Fenerbahçe kalecisi Volkan'ı avladı. M.United dev finalde, 26. dakikada Ronaldo ile öne geçerken, tribünlerdeki kırmızı bayrakların coşkusunu arttı. Bu gole kadar takımların sahadaki kontrollü görüntüsü Ronaldo'nun kafasıyla sahneden çekildi.Maçta Ronaldo'nun golünün iki takımın da tüm oyun dengesini değiştirmesiyle pozisyonların ardı arkası kesilmedi.
Fenerbahçe'nin 33. dakikada kaçırdığı golün ardından Wayne Rooney ile başlayan M.United atağı sarı lacivertlilerin insan üstü özellikleriyle kalesini koruyan Volkan'a takıldı. Rooney yaklaşık 60 metre uzaklıkta sol kanatta Ronaldo'yu görürken, Portekizli bekletmeden içeri ortaladı. Tevez'in uçarak vurduğu kafa vuruşunu Volkan uzaklaştırırken, ceza sahası önüne gelen meşin yuvarlağı Carrick filelere göndermek istedi ama yine Volkan sahnedeydi, topu kornere uzaklaştırdı. Carrick müthiş bir pozisyonda takımını 2-0 öne geçirme fırsatını geri tepti. İki dakika içinde oluşan iki pozisyon nefesleri kesti.
Mücadelede ilk yarı 1-0 M.United üstünlüğü ile bitecek diye beklenirken 45. dakikada Fenerbahçe'nin Gökhan ile başlayan atağı Aurelio'nun golle sonlandırmasıyla durumu 1-1'e getirdi. Ronaldo'nun golünden sonra açılan ve M.United kalesinde zaman zaman etkili olmaya çalışan Fenerbahçe, Gökhan'ın uzaktan vuruşunda top M.United defansına çarparak ceza sahası içinde Aurelio'nun önüne düştü. Aurelio bu fırsatı geri tepmedi ve topu fileler ile buluşturdu. Fenerbahçe hayata Aurelio ile dönerken maça tekrar ortak oldu.
Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki büyük egemenliği ile geçen 45 dakikada takımlar bir kez daha fileleri havalandıramayınca dev finalde 90 dakika 1-1 eşitlik ile tamamlandı. M.United'ın oyunu geride savunma yaparak kabul edişi, Ronaldo'nun ikinci devredeki durgunluğu, Sir Alex Ferguson'un takımını saha kenarında izleyişi ikinci devrede M.United adına gözden kaçmayanlar listesinde yer aldı.

Fenerbahçe'de 45 dakika içinde oynanan iyi futbol taraftarlarını umutlandırdı. 90 dakika sonunda düdük çaldığında Fenerbahçe'nin M.United kalesine tam 20 kez şut girişimi olmuştu. ManU cephesinde ise bu rakam 8'de kaldı. Maç uzatmalara giderken Fenerbahçe'nin oyunda ipi eline aldığı ama dev finalin sürprizlere gebe olarak M.United'ın küllerinden doğabileceği ihtimali de vardı.
Moskova'da yağmurun ıslattığı futbolcular 115. dakikada birbirlerine girerek tempoyu gerilim açısından da arttırırken bu gerilimde kırmızı kartla oyun dışında kalarak şok olan isim Mateja Kezman oldu. Tevez-Alex geriliminde Vidic ile karşılaşan Kezman, rakibine küçük bir tokat atınca Lubos Michel direk kırmızı kartla Sırp futbolcuyu oyun dışına gönderdi. Yağmur Kezman'ı oyundan çıkarken daha çok ıslatıyor, bu sefer canını yakıyordu. Bu dakikadan sonra tempo karşılıklı olarak ortada tutuldu ve 120 dakika sonunda da eşitlik bozulmayınca penaltı atışlarına geçildi.
Penaltılar film gibiydi:
Tevez attı, Vederson da kaçırmadı.
Carrick attı, Lugano cevap verdi.
Ronaldo kaçırdı! Aurelio attı, Fenerbahçe taraftarı heyecan içinde...
Hargreaves attı, Deivid attı, avantaj sürüyor.
Nani attı, Alex topun başında...
Alex atsa bitecekti, ayağı kaydı, düştü, direğe çarptı..
Anderson attı, Semih cevap verdi. Şanslar eşit..
Giggs attı, Edu kaçırdı ve sarı lacivert taraf yıkıldı, en büyük M.United oldu.
(Not: Dünkü maçın orjinal yorumu www.sporx.com'dan alıntı yapılmıştır.)


Maçı bu kadar uzun tutmamın sebebi sizleri maç atmosferine sokmak içindi. Şimdi bir düşünün: o penaltıyı, yani 5. penaltıyı Alex kaçırsaydı n'olurdu? Tam kupanın bir ucundan tumuşsunuz, adamın ayağı kayıp düşüyor, zor pozisyonda topa vuruyor ve topu direğe nişanlıyor. Herkes havaya zıplayacakken başını ellerinin arasına almak zorunda kalıyor. Kupa gidiyor ve İstanbul'a dönüş. Bundan sonrasını siz tahmin edin.


Bu yazıyı yazmamdaki amaç bir hayal kurmak, hayaller dünyasında yaşamak değil. Spor bu, bir sürü mutluluk bir sürü de üzüntü olacak. Adamın ayağı kaymasa kupayı alacakken, adamın ayağı kayıyor ve hooop kupa öbür tarafa gidiyor. Yani işe ekonomik olarak bakarsanız adamın ayağının kayması onlarca milyon Euro'ya maloluyor. Bunun için insanlara fiziksel darpta bulunmak, onların yolunu kesmek, yani diyeceğim odur ki bu oyuncular finale çıksalar da finalde bu şekilde kaybetseler dahi memnun olmayacak bir kısım olabilecektir. Olaylara her zaman bardağın boş kısmından bakan kişiler bu kulübe destek olabilecekleri yerde köstek olacaklardır. Eleştiri tabi ki her zaman olacak ama bu akl-ı selim içerisinde olmadığı takdirde takıma zarar verecektir.
Hep destek tam destek...

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

B.A.G.B.A.K. veya "Are you player?"


Bu sözler Fenerbahçe - Gençlerbirliği maçında bire bir adam geçme konusunda son derece maharetli olan (!) Kežman için kaç kere söylendi bilmiyorum. Hatta insanlar Sivas -GS maçından GS'nin gol haberleri geldikçe işi makaraya sarıyorlar, Kežman'a tribünden "Are you player?" diye bağırıyorlardı. Bu değerli özdeyiş bilindiği üzere geçen hafta GS maçı sonrasında Kežman'ın arcının yolu kesilerek kendisine içkinin de etkisiyle gösterilmiş olan tepkiydi. Halbuki herkes şampiyonluk adına umut dolu başlamıştı maça. Herkes takımın galip geleceğinden son derece emindi. Kadroda Ali Bilgin'i görenler "Hadi hayırlısı bakalım!" diyorlardı. Ama Uğur'un taç atışında topu rakibe teslim ederek golü yememizin ardından ibre terse dönmüştü. Bu esnada tüm skorlar lehimize olmasına karşılık kendi maçımızda mağlup duruma düşmüştük. Sivas ve Kasımpaşa 1-0 öndelerdi ama biz kendi işmizi halledemiyorduk. Oyuncu değişikliklerinin ardından devrenin sonu yaklaşmaktaydı. Ve serbest vuruş kazandık. Alex topun başına gelirken Mustafa bana "Bu pozisyon gol olsa sevinir misin?" diye sormuştu. Ben daha cevap veremeden Alex ortayı yaptı, Aurelio, Edu ve gooool. Biz Mustafa ile donduk kaldık, birbirimize baktık ve daha sevinmeye fırsat kalmadan kahkahalar koptu. Karşılaşmanın her iki yarısında da Kežman bir tek adam bile geçemezken sözleşmesine aldığı ücret ile ilgili olarak geçeceği rakip oyuncu sayısına yönelik madde konacağı esprileri de yapılıyordu. Sonuçta Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı garantilemişti. Tüm arkadaşlar ile okulun son günüymüşçesine vedalaşırken bu sezonun sadece futbolcuları değil biz tarftarları da mental olarak yorduğunun farkına varıyorduk. Bu sezon, bizlere yaşattıkları her şey için tüm takıma sonsuz teşekkürler...

Pazar, Mayıs 04, 2008

Melekler inanın, inanın melekler...

Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçından önce Caferağa Spor Salonu'ndaki Fenerbahçe Acıbadem - Eczacıbaşı Zentiva arasındaki Aroma bayanlar voleybol ligi final serisi 2. karşılaşmasını izlemeye gittim. Caferağa'nın atmosferini gitmiş olanlar bilir, küçük tek tarafta tribün olan bir salondur. Genel olarak girişin sol tarafında en ateşli taraftar grubu bulunur. Ben de girer girmez gittim o grubun içerisine... Herkes bildiği kadar, öğrenebildiği kadar yorumlarda bulunuyor, arada voleyboldan anlayan bazı kişiler de çıkıyordu. Karşılaşma boyunca en çok söyelenen tezahürat 2 sene evvel kaybedilen şampiyonluk zamanı sıkça söylenen tezahüratın bayan voleybolculara uyarlanmış haliydi:
Melekler inanın, inanın melekler,
Güzel günler göreceğiz güneşli günler,
Caferağa'da Eczacı'yı devireceğiz,
Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz.
Tüm bu şartlarda bayan voleybolcularımız çok iyi bir maç çıkarmalarına karşılık tie-break setinde 14-13'ten seti 14-16 kaybederek karşılaşmayı da 2-3 kaybetmiş oldular. Bu sonuçla final serisinde yine 2-3 yenilerek maalesef 0-2 geri düşmüş olduk. Ancak bu maç bende taraftarlar adına şu duygu ve düşüncelerin oluşmasına sebep oldu: Fenerbahçe taraftarı, kulübün her branşına ilgi gösteriyor ve her alanda takımlarının almış oldukları başarılar sayesinde sadece futbol takımına entegre olmaktan çıkarak gerçek taraftar oluyorlar. Bununla birlikte bir taraftar sporun her dalına ilgi duyarak komple bir taraftar oluyor. Kuralları iyi bilmese de, bazen hakemlerin hangi kararı neden verdiğini anlamasa da, taraftar her zaman Fenerbahçe Spor Kulübü'nün faaliyet gösterdiği her branşta sporcularına destek olmaktadır.